Sitemize Hoş Geldiniz - Ankara Rehberi

Gazeteci Deli

Gazeteci Deli

GAZETECİ DELİ

Üzerinde delik deşik bir pardesü. Pardesünün altında eskimiş bir ceket. Yazın bile böyle gezerdi deli. Saçı sakalı birbirine karışmış, pislik yuvası bedeni. Ne söylediğini bilmez konuşurdu bizim deli.

Çöplüğünde yıllar öncesine ait bir gazete. Yatak denilmeyecek kadar kötü bir bez parçası birde nereden bulduysa bulmuş bir filütü vardı delinin.

İşte sıradan bir sabah çöplüklerden topladığı Allah ne verdiyse kahvaltısı, elinden yıllardır düşürmediği gazete parçası, ağzında duyanın çözemeyeceği anlamsız sözler düştü yollara bizim deli.

İdrak edemez ama nasıl becerdiyse yolları ezberlemiş, her gün belirli yerlere uğrayıp çöplüğüne dönüyor işte deli. Üzerindeki pantolonun düzeni yok ne belde duruyor ne fermuar var. Avret yerleri meydanda Allah’ın verdiğini kuldan saklamıyor deli.

Çankırı caddesinde bir kız çocuğu korkuyor deliden. Babası hızla atılıyor öne doğru. Esnaf fırlıyor sokağa. Korkmayın zararsızdır bizim deli.

Kurtuldu okkalı bir dayaktan. Sahi geçen hafta yine burada nasıl dövmüşlerdi? Anlında ki yarıklar daha iyileşmemiş, dudağı hayla patlaktı.

Çankırı caddesinden rüzgarlıya geçmiş temizlik malzemeleri satan bir dükkana girmişti. Dükkan sahibi her gün olduğu gibi verdi eline beş adet onluk selpak gönderdi deliyi. Deli hep bu dükkana gelir, esnafın hayrını alır satabildiği kadar mendil satar çöplüğüne dönerdi. Eeee deli deli ya kapitalizm nedir o bile öğrenmişti.

Gençlik parkına girdi deli. Bir bankta oturan kızı gördü. Kız için için ağlıyordu. ‘Hiiihhh eeee imm’ gibi birşeyler söyleyerek uzattı selpağın birini. Kız patlattı tokatı, bağırdı yüzüne ‘git basımdan deli’. Oysa vallahi satmayacaktı mendili. Yüzünü silsin diye vermişti deli.

Biraz ağladıktan sonra oturup bir yere evi, soğuk gecelerde üstüne yorgan ettiği gazetesine baktı. Bir araba, güzel bir kadın, iyi giyimli bir beyin resimleri vardı. Deli bu ya. Kimse anlamazdı delinin gazetesini. Bir çocuğun oyuncağı gibi saklar, ne badireler atlatmıştı da kaybetmemişti gazeteyi. Belkide bu yüzden çocuklar arkasından bağırırlardı. Adı çıkmıştı Gazeteci Deli.

Bakardı da manşetine, her sayfasına ne anlardı ki sanki deli? Yanağında ki sızı geçince tekrar yola koyuldu. Anafartalar üzerinden Hacı Bayram’a geldi, günlerden cumaydı. Deli günü bilmezde tesadüf işte. Hacı Bayram tıklım tıklım dolu vakit de tam cuma namazı vaktiydi. Baktı deli kalabalık birşeyler yapıyor karıştı aralarına. Oda kendince yatıp kalkıp başladi ses çıkarmaya. Kim bilir belki bunca cemaatin içinden tek onun namazı kabul olunacaktı. Yaradanın Hikmet’inden sual olunmaz ya.

Bıraksalar vaaz bile verirdi bizim deli. Ama ilk rekattan sonra yaka paça dışarı attılar. Bu akıllılar ne istiyordu ondan, hiçbir zaman anlamadı deli.

Mendiller biraz eridi. Maddenin parası çıktı. Birde düşürebilseydi bir esnaftan akşam yemeği.

Ulusun akıllı sokak çocukları maddeye alıştırmışlardı deliyi. Hani nasıl olsa para bulur sebeplenelim diye. Deli her akşam mendillerden kazandığı bütün parayı bu sokak mafyalarına verir ne kadar verirse versin karşılığında aldığı bir gecelik bali.

Dönüşte saray eğlence merkezinin önünden geçerken şöyle bir sendeledi deli. Güvenlik hemen bastı tekmeyi ‘Doğru yürüsene lan deli’.

Öyle ya hep onun dikkat etmesi gerekirdi. Kimseye göre o insan değildi ki. Üstelik dayak yemesi için bile bir sebep yoktu. Canı sıkılan döverdi deliyi. Acaba akıllı olsa ne iş yapar. Kiminle evlenirdi ki gazeteci deli?

Deli okuma yazma bilmez, oturup kalkmayı bilmez ama iyi bilirdi korkunun, acının, açlığın rengini. Ahh be deli. Başına gelmeyende kalmamıştır hayatta. Bir gün araba çarptı zavallıya, fena hırpaladı kaportamı çizdin diye x5 in sahibi. Kırık bacakla sokaklarda inim inim inleyerek gezmişti deli. Geçen yıl Barındığı ahşap ev kundaklandığında da sen yaktın diye çürüttüler yarı yanmış bedenini.

Ama o kadar yara bere içinde yine düşmez. Hastanede beş yıldızlı tedavi gören birinden daha çabuk iyileşirdi sokakta deli. Mevladan emir almış sanki. ‘O düşkün ona zarar vermeyin’. Mikrop bile haddini bilir de bir akıllı insanlara güç yetmezdi.

Bir gün kim vermişse vermiş. Sokağın başında elinde bir süt görünüverdi deli. Topladı başına kedileri, onlarla aynı kaptan süt içti. İnsanlar kötüydü ama hayvanları severdi.

Dışkapı’da bir ses duydu. şöyle bir irkildi deli. Baktı yerde bir Adam kıvranıyor. Deli bilmez ya adam kalp krizi geçiriyor. Gözlerinden hissetti adamın acısını. Acı hep aynıydı ve ne acılar çekmişti bu deli. Hemen çıkardı örttü adamın üzerine ceketini. Etrafa koşmaya heyecanla bağırmaya başladı. Parmağıyla gösterdiği yerde yatan adamın kendisi.

Kimi akıllı telefonuna bakarak yürüyordu hiç görmedi deliyi. Kimi baktı şöyle bana ne canım dedi, görmemezlikten geldi. Ankara’nın göbeğinde böyle bir metropolde ölüp gitti yaşlı adam. Akıllılar aklıyla bin yaşasın, yani gücü yetse kaldıracaktı cenazeyi o an bizim deli.

Yazın yine iyi geçiyorduda günler, kışları soğuk olurdu Ankara. Çok üşürdü deli. Gazetesini üstüne örter, kim bilir bakarken yıldızlara ne dilerdi.

Belediye merkezleri var ama ah bu belediye ekipleri. Döve Döve traş eder, bağıra bağıra yemek yedirirlerdi. Bıkmıştı deli dövülmekten, ötelenmekten. Şimdi bir tas çorba için kendini ezdirir miydi?

Biraz daha içten çekti balisini. Yattığı üst geçit bir anda kumsal oluverdi. Bir baktı aşşağıya bu soğukta sımsıcak koca bir yatak duruyor asvaltta. Gülümsedi deli. İste bu sesi sadece Mutlu olduğu nadir zamanlarda çıkarırdı. Maddenin etkisi deliyi mest etti. Belkide ilk defa bu kadar rahat bir yatakta yatacaktı. Attı ayağını korkuluklardan. Deli boşluğa düşecek, düşüyor , düştü.

Belki bir dakika sürdü can vermesi. O bir dakikada neler gördü deli. Mesela uzaktan ona gülen bir erkek, bir kadın. Deli şimdi hatırladı gazete ki o yüzleri. Annesi ve babası bir kazada ölmüşlerdi gazete manşetinde ki de o haberdi. Delinin yıllarca bağırında sakladığı onların resmiydi. İste onlarda yanındaydı. Artık deliyi hiç kimse dövemeyecekti.

Esnaf duydu ertesi gün. Atmış kendini bizim deli. Hayıflandılar biraz. Derdin neydi ahhh deli? Artık sitreslerini atacakları bir beden olmadığından mı? Yoksa gerçekten acıdıklarından mı işte bunu kimse bilemedi…

Delinin kriz geçiren adamı kurtarmaya çalıştığı duyuldu. Ahh çekti içlerinden biri. Deliye hergün selpak veren esnaf güvenlik kameralarını incelerken bide ne görsün? Dükkanını soymaya gelen hırsızları kovalıyor elinde gazetesini sallayarak deli.
Gelde ağlama ulannn baya akıllıydı bizim deli.

Belkide cenazeye giden çevre esnafı ilk defa anlamaya çalışarak baktılar delinin kanlı gazetesine. Ve o gazetenin tarihi tamda 21 yıl önce bu günü gösteriyordu. İste bizim deli ailesinin trafik kazasında öldüğü ay ve günde son nefesini böyle verdi. Ve 21 yıl sonra bugün aynı gazetenin manşeti delinin intihar haberini veriyordu. Kimileri delinin öleceği tarihi elinde taşıdığını düşünüp meğer ermiş bizim deli diye iç geçiriyordu. Kim bilir hangi vicdan sahibi akıllı insan, çekememişti kahrınıda ailesinin ölümünden sonra sokağa bırakmıştı kendisini. Deli umursamadı. Herkes ağlıyor bu sefer deli gülüyordu mezarından doğruldu. Ağlayanlara mendil uzatıyordu…

BuRaK aKCa – Aralık 2015

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ