Sitemize Hoş Geldiniz - Ankara Rehberi

EYLÜL AYINDA BİR PAPATYA

EYLÜL AYINDA BİR PAPATYA

EYLÜL AYINDA BİR PAPATYA

Sonbahara merhaba dediğimiz bu zamanlarda papatya sarısını sever misin? Oysa ben ne çok severdim sonbaharları bilemezsiniz. Hüzün rengine bürünen bütün ağaçların yapraklarını rüzgâra kaptırmasını seyrederim.

Kendisinden kopan yaprakları son gücüyle kendisine çeken dallara mı yoksa rüzgâra direnip onu bırakmak istemeyen dallara sıkıca son bir umutla tutulan yapraklara mı üzüleceğimi her defasında düşünürüm. Oysa birkaç saniye bile sürmüyor bu ayrılık. Bir rüzgâr uzun zamanda oluşan bir birlikteliği birkaç saniyede yerle bir edebiliyor.

Sonra yaprağın o acımasız rüzgârla savrulmasını seyrederim hüzünlü gözlerle. o yalnız yaprağın rüzgârda sessizce sallanmasını savrulmasını… Rüzgârın onu yere vurup yine havalandırması seyrederken onun gibi birçok yalnız yaprağında o yalnızlıkla yerlere düşen cesetlerini seyrederim. Durmadan işlenen cinayetlere sessizce tanıklık ederken katilin hayattan yeni kurban seçmesini ve bunu açıkça yapmasını artık umursamaz hale gelen her şeye ve herkese rağmen yine de tüylerim ürpererek seyrederim.

Bir yandan olduğu yerden kopartılıp yerlere atılan yalnızlıklar diğer yandan zorla birbirinden kopartılmaya çalışılan birliktelikler. Kime üzüleyim Hep içinde sevgi yeşertip sevgisini önce sarıya boyayıp sonra ondan alınanlar için ağaçlara mı yoksa yetiştiği sevgiden zorla yalnız bırakılıp dağıtılan kendi haline bırakılıp sonra en yumuşak anında yerinden kopartılıp yerlere itilen yapraklara mı?

Kim suçlu diye düşünmek istiyorum aciz insanlığımla. Yâda kim daha haklı? Neden sararmış olan yapraklarını önceden görüp yeşertemeyen ağaç şimdi onu bırakmamacasına sarılıp düştükten sonra ise onu kendi kaderine terk ediyor? Neden o yaprak solan umutlarına bir yeşil umut saklayıp zamanı geldiğinde ona sıkıca sarılıp kendine hâkim olamıyor? Düşerken suskun çığlıklarla dala isyan edeceğine neden ona solduğunu söyleyip kendisine yeni hayatlar dilemeyi guruna yediremezken yerden yere vurulurken bu kadar suskun olabiliyor? Ya sarı papatya?

Masumiyetin beyaz papatyalarda simgelendiği hemcinslerinin gölgesinde kalan o çiçekler. Seviyor sevmiyor davasında en çok feda ettiklerimizi kim ne kadar hatırlıyor? Şairlerin ayrılık mevsiminin sevdaları çağırdıklarını kabul ettikleri EYLÜL mevsiminde kimin aklına gelir onlar? Birkaç masum aşık birkaç doğa seveninden başka kim onlardan söz eder olmuş. Sonbaharda ağaçlarda yapraklarına bir veda telaşesinin ilk adımların başlamışken kimsinin aklına neden papatyalar gelmez olmuş?

Doğanın bir sürecine kurban edilen yeşillerin sarıya boyandığı bir mevsimin ilk günlerinde onlara bir selam vermemiz doğru olmaz mı? Merhaba sevda mevsimin ayrılık habercisi eylül.. Hoşça kal sevgi renginin masum çiçeği papatya…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ