Sitemize Hoş Geldiniz - Ankara Rehberi

Bir Yaprak Düşüyor Ağaçtan

Bir Yaprak Düşüyor Ağaçtan

BİR YAPRAK DÜŞÜYOR AĞACINDAN

Koptu bir yaprak tanesi yine. Eskimiş bir duvarın pas tutan demirlerinin üzerinden sessizce boşluğa düşerek. Havada olanları kendisine mal ederek sürükleniyordu. Bir mağrur bakış fırlatıp herkese uçabildiğinin izlenimini vermeye çalışarak sürükleniyordu. Oysa o düşüyordu ve ellerinden tutan yoktu. Kendisi de biliyordu bunu ama nedense herkesten saklamak istiyordu. Güzeldi yine kendisine göre. Sararmış birazda kızarmış renginin ona ayrı bir hava kattığına inanıyordu. Hüzün giyinmiş bir beyaz martının kendisine rakip olmasını isteyecek kadar kendisine yalanlar söylüyordu.

Oysa O düşüyordu….

o bunun farkında olmasına rağmen kendisine bakanlara bunu söylemek istemiyordu. Herkese bütün yeşillerde bulduğu sakinlikten sıkıldığını anlatıyordu. Artık bundan sonra hayat onun etrafında dönmeliydi. Durup durup birilerine bir şeyleri kanıtlamaktan bahsediyordu. Hayattan alınacak öçlerden, kendisine sunulan yalan mutluluklardan sıkıldığını söylüyordu. Kendisine farkında olmadan girdirdikleri yeşillerin artık onu boğduğunu söylerken bütün yeşillere acımasız bir savaş açtığını ima ediyordu. Kibirli bir duruşun altında sakladığı umut kırıntılarını sessizce kendine saklayıp onlarla sarılıklarına kırmızılar eklemiş olsa da herkese o kırmızı çizginin yollardaki bedeller olduğuna inandırmaya çalışıyordu.

Oysa o düşüyordu…

Belki artık bunu içine sindirdiği için savaşmıyor ve kabulleniyordu. Belki verdiği savaştan yenik çıktığını kimseler bilmesin diye o masum güzelliğini maskelere saklıyordu. Belki bildiği için dalına isyan edip onu koruyanlara savaş açan bir isyancıyı oynuyordu. Gitmekten bahsediyordu onlara. Uzaklara gideceğinden… orada kendisine yeni benler bulacağından bahsederken kendisine armağan edileceğini hayal ettiği hüzünden bahsetmiyordu ama. Çünkü yalnızlıklarda savrulup düşerken rüzgarına kendisinin yol veremeyeceğini biliyordu. Bunu bildiği için mi eski benlerine şimdiden özlem duymaya başladı bilinmez ama yeni bir rüzgara karşı koyamayacağını bildiğinden için gitmekten bahsederken usulca bir gülümsemesi yüzüne yayılıyordu.

Oysa o düşüyordu…

Bu güne kadar çok rüzgar görmüştü aslında. Bazılar vardı ki ona hasret bıraktıklarını getirdiler. Ona bir damla suyu taşıyana “neden beni olduğum yerden atmak istiyorsun” diye sormaktan korkarken nedense ona güçlü görünüp onu kendisine çağıyordu. Aslında oda biliyordu. Kasım ayının son haftasındaydı. Birkaç iyi dostunu alıp gitmişlerdi ondan. Yeni yıla yeni hayallere çok az kalmıştı. Tıpkı onunda yeni sonuna az kaldığı gibi…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ